4 Aralık 2016 Pazar

Sabahattin Ali

Sabahattin Ali.

Dün akşamdan bu yana eline Sabahattin Ali kitabı alıp, şiirini okuyan var mı? Internet'ten adını tuşlayıp, şiirini arayan da olur... Varsa eğer o kişi, işte şiir ile halvet olandır, şiir bilendir, şiir soluyandır...

İndirdim raftan kitabını yeniden okumaya başladım, dün akşamdan beri elimde. Sabah yaptığımın altındaydı kitabı; oğlumun evden çıkarken çıkardığı sesler, kedimin mırıltı ile gelip kollarımda uyumasından sonra şiirleri ile yıkadım, yuğdum gönlümü? Sonra YouTube'dan  şiiri üstüne yazılmış şarkıları ile yaptık kahvaltımızı İlkiz ile... Ne çok şiiri var bestelenmiş, bilirdim ama her seferinde yeniden şaşırırım. Çünkü müziği olan şiirlerdir. Bestecinin işi kolay aslında, müziği yakalarsa eğer, şiirin içindeki.

Doğa ile bu kadar mı güzel sevişilir be Usta, Sabahattin Ali ? Bu kadar mı yalın, içten ve çocuksu ve yiğit. Bakmayın siz O'nun yiğit değilim demesine, o rüzgarlar kadar yiğit... "Bütün İnsanlara" şiirinin ilk dörtlüğü;

"Dillerde gezen adım:
Bir seciyesiz, bir it.
Nedense olamadım,
Sizin gibi bir yiğit...
...."

Doğa, rüzgarlar ve dağlar kadar yiğittin sen...

Şair muhalif olur demiştik. Evet, Sabahattin Ali iktidara muhaliftir, hayatın içindeki sıradanlıklara, çirkinliklere muhaliftir... O nedenledir ki, devrin iktidarının yalakası Behçet Kemal Çağlar  değil, devrin muhalifi Sabahattin Ali'nin şiirleri okunur onlarca yıl sonra; üstüne kitaplar yazılır, şiirlerinin şarkıları çok sevdiği dağları sarar...

Bir kaç şiirini paylaşayım... Ama az bilinen ve beni derinden etkileyen...

ÇAKIR

Altın saçlarını sıkıca tarar,
Sonra iki örgü yana bırakır;
Ayağında pembe dallı mor şalvar,
Taze gelin gibi süzülür Çakır...

Beyaz ellerine kına yaraşır,
Mavi gözleriyle bir içim sudur.
Efeler onu el üstünde taşır;
Köyün bir tanecik orospusudur.

Çakır'sız olamaz hiç bir eğlence
Herkesingönlünü kaplar çünkü sis...
Bazan mal olsa da iki üç gence,
Yine Çakır'ını ister her meclis...

Geniş meydanlarda yakılır çıra,
Çakır nazlı nazlı dokunur 'def'e...
Süt gibi rakıyı sunar Çakır'a
Gür bıyıklı, ateş gözlü bir efe...

gitgide açılır sırma cepkenler;
Kıllı göğüslerinden süzülür rakı.
Bazan birisinin bağrına girer,
Elma soymak için alınan çakı...

Çakır yılan gibi döner, kıvrılır
-Sırma saçlarında fildişi tarak-
Tabanca çekilir, bıçak sıyrılır,
O döner elini şıkırdatarak...

Yalnız bazı kere taze gelinler,
'Bize kocamızı ver! ...diye inler...
O zaman Çakır'ın gözü doludur...

O zaman gözünün önüne gelen
Cepheden şehitlik alıp yükselen
İncecik bıyıklı bir yavukludur...

Sabahattin Ali / 1927


HAYAT

-Mefkûreci

Hayat ne fazla gülmek, ne de yasa girmektir,
Mevzuatı çiğnemek, talihi devirmektir...
Dünyayı parmağının ucunda çevirmektir..
Yaşamak, yatağında seller gibi taşmaktır.

İnsan ki gelip geçer dünyadan nefes gibi;
Ne büyük ıstıraptır yaşamak herkes gibi?..
"Yükseksin!" Tatlı bir ses olamaz bu ses gibi
Yaşamak; kartal gibi göklerde dolaşmaktır.

Hâlik ki her mahlûktan başka yarattı bizi
Zaman bir avuç toprak yapsa da cismimizi
Kâinat hayretlerle anmalı ismimizi
Yaşamak, asırları bir hamlede aşmaktır...

/1928

HAPİSHANE ŞARKISI -II

Ey gönül, kuşa benzerdin,
Kafesler sana dar gelir;
Bir yerde durmaz gezerdin,
Hapislik sana zor gelir.

Ey gönül, acayip huyun,
Boğazından geçmez tayın,
Acır testindeki suyun;
Aklına nazlı yâr gelir.

Gözlerin uzağa bakar,
Kimden ne beklediğin var?
Yâr semtinden gelen rüzgar
‘Seni unuttu! ‘ der gelir.

Bakmazsa senin yüzüne
Çok görme elin kızına;
Dışarda serbest gezene
Hapiste yatan hor gelir.

Ayağında gezen itler,
Başının üstünden atlar;
Hapise düşen yiğitler
Yâri dışarda kor gelir.


Ellerinden öperim Sabahattin Ali ağbi... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder